top of page
sermaye notları ana logo.png

Sermaye Notları

Piyasa Yorulurken: ABD’de İvme Kaybı, Borsa İstanbul’da Güven Arayışı

3 Eki 2024
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 28 Eyl



3 Ekim 2024 tarihli video değerlendirmesinden yazıya uyarlanmıştır. Görüş ve beklentiler o tarihin koşullarını yansıtır.


Piyasalarda bazen fiyatın nereye geldiğinden çok, oraya nasıl geldiğine bakmak gerekir. Yeni zirveler ilk bakışta güçlü bir tablo sunabilir. Ancak yükselişi taşıyan ivme zayıflıyorsa, ekrandaki iyimserliğe biraz mesafeli yaklaşmakta fayda vardır. Ekim ayının ilk günlerinde ABD borsalarında dikkatimi çeken tam olarak bu. Borsa İstanbul’da ise daha farklı bir sorunla karşı karşıyayız: Satışlar sürüyor, alıcıların piyasaya kalıcı biçimde dönmek istediğine dair işaretler henüz belirginleşmiyor.


İki piyasada da temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum. Fakat bu temkinin gerekçeleri aynı değil.

ABD’de S&P 500 ve Nasdaq tarafında, fiyatların önceki zirvelere yönelmesine rağmen momentum göstergelerinin aynı kuvveti üretemediğini görüyoruz. Teknik analizde negatif uyumsuzluk olarak adlandırılan bu durum, yükselişin arkasındaki gücün azaldığına işaret ediyor. Tek başına sert bir düşüşün habercisi sayılmaz; ancak yeni pozisyon almak için acele etmemek gerektiğini düşündürüyor.



Kısa sürede elde edilen getirilerin ardından bir miktar düzeltme yaşanması şaşırtıcı olmaz. Orta Doğu’daki gerilim de yatırımcıların risk alma isteğini sınırlandırıyor. Yine de fiyatlardaki her hareketi haber akışıyla açıklamayı doğru bulmuyorum. Grafiklerdeki ivme kaybı, haberlerden bağımsız olarak da izlenmesi gereken bir uyarı.


S&P 500’de aşağı yönlü hareketin devam etmesi hâlinde 5.550 civarı, takip ettiğim bölgelerden biri. Burada önemli olan yalnızca belirli bir seviyeye ulaşılması değil, o seviyeye gelindiğinde alıcıların nasıl tepki vereceği. Nasdaq için de yaklaşımım benzer: Geri çekilmenin ardından fiyatın tutunmasını ve momentumun yeniden toparlanmasını görmek isterim. Sırf birkaç gün öncesine göre daha ucuz olduğu için alım yapmak, bana yeterli bir gerekçe sunmuyor.


Bu değerlendirmeyi yaparken S&P 500 ile Nasdaq’ı birbirinden tamamen bağımsız iki gösterge gibi okumamak gerekiyor. Büyük teknoloji şirketlerinin her iki endeksteki ağırlığı, hareketlerin önemli ölçüde örtüşmesine yol açıyor. Dolayısıyla iki endekste aynı anda görülen zayıflık, kısmen aynı şirketlerdeki ivme kaybını yansıtıyor olabilir.


Hisse senetlerinin yanında volatiliteyi ve doları da takip ediyorum. VIX’teki yükseliş, piyasanın daha fazla belirsizlik ve korunma ihtiyacı fiyatladığını gösteriyor. Benim açımdan bunun ilk karşılığı, mevcut pozisyonların taşıdığı riski yeniden değerlendirmek. Dolar endeksindeki toparlanma da küresel risk iştahını anlamak için önemli bir tamamlayıcı. Ancak dolardaki her yükselişi otomatik olarak borsalarda düşüş beklentisine çevirmek yerine, faiz beklentileri ve hisse fiyatlarıyla birlikte okumak gerekiyor.



Borsa İstanbul’a döndüğümüzde ise tablo daha zayıf. Beni asıl düşündüren, endeksin gerilemesinden çok, düşüş sırasında anlamlı bir tepki üretememesi. Satışların ardından gelen toparlanmaların kısa sürmesi, alıcıların henüz yeterince istekli olmadığını düşündürüyor.


Bu görünümü yalnızca jeopolitik risklerle açıklamak eksik kalır. Enflasyonun beklenenden dirençli seyretmesi, faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini besliyor. Bu da hisse senetlerinin güçlü bir yükseliş hikâyesi oluşturmasını zorlaştırıyor. Diğer taraftan, ikinci çeyrek bilançolarında da piyasayı genel olarak taşıyabilecek bir kuvvet gördüğümü söyleyemem. Fiyatlama gücüyle öne çıkan şirketlerde dahi sonuçların beklentileri karşılamakta zorlanması, seçici olmayı daha önemli hâle getiriyor.



Gün içi fiyat dağılımına baktığımda da benzer bir zayıflık görüyorum. Piyasanın zaman geçirdiği ve kabul gösterdiği fiyat bölgeleri, günler ilerledikçe aşağı taşınıyor. Bu, satışların yalnızca kısa süreli dalgalanmalardan ibaret olmayabileceğini düşündürüyor. Kalıcı bir toparlanmadan söz edebilmek için bu bölgelerin aşağı kaymayı bırakmasını, ardından daha yüksek seviyelerde oluşmaya başlamasını görmek isterim.



Çok kısa vadede ise bir tepki ihtimali tamamen dışlanamaz. Fiyat yeni dipler yaparken RSI’ın aynı ölçüde zayıflamaması, satışların hız kesebileceğine ilişkin bir işaret veriyor. Fakat böyle bir uyumsuzluğu tek başına trend dönüşü olarak okumak için erken. İlk yükselişin ardından alımların devam edip etmediği belirleyici olacak.



BIST 100’de 8.700 seviyesi bu nedenle gündemde kalıyor. Endeksin bu bölgeye yaklaşması teknik açıdan önemli olsa da, bir seviyenin çok konuşulması onu kendiliğinden güçlü bir destek yapmaz. Belirleyici olan, o bölgede oluşacak alım isteği ve bunun ne kadar kalıcı olacağı.

Bugün için ABD’de yükselişin soluklanabileceği, Türkiye’de ise zayıflığın henüz aşılamadığı bir görünüm var. Benim tercihim, ilk toparlanma hareketine yetişmeye çalışmaktan çok, o hareketin arkasında devam edebilecek bir güç olup olmadığını görmek. Piyasada fırsat kaçırmamak kadar, alınan riskin karşılığını aramak da gerekiyor. Bazen bir sonraki işlemi daha sağlıklı yapabilmenin yolu, bugünkü işlemi yapmamaktan geçiyor.

Yorumlar


bottom of page